Türkler nasıl yenilir geyikleri

Milliler’in Euro 2008′de gerçekleştirdiği mucizeler, dünyada gündemi belirliyor… İnternette Türklerin nasıl alt edileceği fikirleri dolaşıyor…

Türk Milli Takımı Hırvatistan’ı da devirince, Almanları ciddi bir ’telaş’ sardı. Bu telaş, internet ortamındaki sohbet sitelerinde hararetli tartışmalar ve ’geyiklerde’ de şakayla karışık kendini hissettiriyor.

Şu sıralarda sohbet odalarında, ’Çılgın Türkler’in nasıl yenilebileceği konusunda sayısız geyik dönüyor. Kimi Alman, ’Hakem dahil kimse saat takmasın’, kimi ’Türkiye 2 gol yemişse, top ’kare’ olanla değiştirilsin” diyor…
Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’nda yarattığı ’Çılgın Türkler’ efsanesi, yarı finalde rakibimiz olan Almanya’da futbolseverlerin bir numaralı gündem konusu.
Almanya çapında internetteki ’chat (sohbet)’ siteleri, “Çılgın Türkler’e karşı maç nasıl kazanılır?” sorusu ve verilen absürd cevaplarla dolu. İşte çeşitli internet siteleri ve chat odalarında geçen ’Çılgın Türkler’ geyiğinden bazı örnekler:

Türklere karşı kazanmak isteyen takım kesinlikle ilk golü atmamalı.

Türkiye’ye rakip olan takım öne geçerse, gol sonrası Türk takımının santra yapmasına vakit kalmamalı.

Türkiye maçlarında oyun süresi 90 dakika olmamalı.

Hakemlerin kollarındaki dışında, tüm statta saatler kaldırılmalı. Antrenör, teknik heyet ve seyircilere maç süresince saat kullanma yasağı konmalı.

UEFA kural değişikliğine giderek, bir takımın iki golü arasında en az bir dakika geçmesi gerektiğine dair yeni bir kural uygulamalı.

A, N ve S’ye özel yasak

Üç değişiklik hakkını kullanmış takımların kalecilerinin kırmızı kart görmesi halinde başka bir oyuncuyu kaleye koyması yasaklanmalı.

Adı ’A’, ’N’ veya ’S’ (Arda, Nihat ve Semih’i kastediyorlar) ile başlayan Türk futbolculara, maçın son dakikasında rakip ceza alana girme yasağı konmalı.

Türk takımının kalesi elastik direklerden yapılmalı.

Statlara Türk seyirci alınmamalı.

Türkiye UEFA’dan çıkarılıp, başka bir kıtanın futbol federasyonuna dahil edilmeli.

Maçın son iki dakikasında Türkiye’ye karşı oynayan takım en az 2-0 önde ise, yuvarlak değil, kare şeklindeki bir top ile oynama kuralı getirilmeli.

Türklerin hepsi Che Guevara gibi

AYNI şekilde, Alman internet sitelerinde, Türkiye’nin neden bu kadar başarılı olduğuna dair geyikler de var. Bunların bir kaç örneği de şöyle:

Türk futbolcuların hepsi solcu. Efsane devrimci Che Guevara’nın “Gerçekci olalım, imkansızı isteyelim” prensibini ilke edinmişler.

Futbolda gol yemeden, gol atmanın mümkün olduğuna inanmıyorlar.

Ayaklarıyla değil kalpleriyle oynuyorlar.

Maç boyunca oynamadıkları için, son dakikalarda rakiplerine göre çok daha enerjili ve dinamik oluyorlar.

“Avrupa’ya dahil değilsiniz” diyen siyasetçilere Avrupa kupasını alarak cevap vermek istiyorlar.

Hiç bir futbolcularının sabit pozisyonu yok. Hepsi heryerde oynabiliyor; hatta santrforu kaleye geçebiliyor. (Kırmızı kart gören Volkan yerine Tuncay’ın geçmesini kastediyorlar.)

Dünya yine bizi konuştu!

Millilerimiz 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’ndaki geriden gelip kazanma alışkanlığından Hırvatistan karşısında da vazgeçmedi. 119′da geriye düşen, 120+2′deyse eşitliği yakalayıp maçı penaltılara götüren ve sonunda da zafere ulaşan Millilerimiz dünya basınında geniş yer buldu!

A Milli Takımımız’ın Hırvatistan’ı mucizevi bir şekilde eleyerek Euro 2008′de yarı finale çıktığı mücadelenin dünya basınındaki yansımalarını GoalTR olarak sizler için derledik.

-ALMAN BASINI-

Türkiye’nin Hırvatistan’ı yenerek yarı finale yükselmesini değerlendiren Alman basını, Türklerin ne yapacağının hiç bilinmediğini, hırsları ve tutkularıyla yarı finale yükseldiklerini, ancak Almanya’nın Türkiye’yi yenebileceğini yazdı.

”Kölner Express” gazetesi, ”Türklerin ne yapacağı hiç belli olmuyor” başlığıyla verdiği haberde, Alman milli takımının teknik direktörü Joachim Löw’ün de Türklerin, durum kaç kaç olursa olsun her zaman hesaba katılmaları gerektiğini gösterdiklerini belirterek, ”Ne yapacakları hiç belli olmuyor, bu nedenle de tehlikeliler. Teknik açıdan yüksek düzeyde oynayan çok iyi oyuncuları var. Ben tabii Türklerin mentalitesini de tanıyorum. İşleri iyi giderse olağanüstü şeyler yapabilirler” şeklinde konuştuğu ifade edildi.

Türk milli takımının teknik direktörü Fatih Terim’in de ”Oyuncular kendilerini aşıyorlar. Bugün yaşadığımız olayın tarihte bir benzeri yok. En önemli futbol ülkelerinden biri olduk” şeklinde konuştuğu kaydedilen haberde, buna rağmen karşılaşmanın, seyir açısından Avrupa Şampiyonası’nın en kötü maçlarından biri olduğu görüşüne yer verildi.

Bild gazetesi de ”Penaltı dramı - Bu Türkleri yeneriz” başlığıyla verdiği haberde, ”Yarı finalde rakibimiz belli oldu. Türkiye Hırvatistan’ı penaltı atışlarında 4-2 yendi. Ancak endişelenmeyin: Bu Türkleri yeneriz” şeklinde görüş belirtti.

Maçta 119 dakika boyunca hiçbir şey olmadığı, ancak maçın son dakikalarında yeniden heyecanlandığı ifade edilen haberde, ”Hala Bremenli olan Klasnic, Hırvatları öne geçirdi. Her şey bitti mi? Bu hacıyatmaz Türklerde bitmez” şeklinde ifadeye yer verildi. Türk milli takımı oyuncularının 25 Haziran Çarşamba günü Almanya’ya karşı oynayacağı karşılaşma için 1 gün daha az dinleneceklerine işaret edilen haberde, bunun yanı sıra Tuncay, Arda ve Emre gibi önemli futbolcuların bu maçta oynayamayacakları hatırlatıldı.

Rüştü’nün de bir penaltıyı tutarak maçın kahramanı olduğu kaydedilen haberde, Hamit Altıntop’un maç sonrasında, ”Son 3 oyunda neler başardığımıza bakılacak olursa bu tarif edilemeyecek kadar güzel. Herkes henüz olgunlaşmamış bir takım olduğumuzu biliyor, ancak bu yolda iyi bir şekilde ilerliyoruz. Böyle devam eder ve kendimize inanırsak, daha çok şey olabilir. Heyecanımız, hırsımız ve koşmaya hazır olmamız, çoğu şeyi iyi yapmamızı sağlıyor. Bize ayak uydurmak gerçekten de zor” şeklinde konuştuğu belirtildi.

Karşılaşmanın son 2 dakikasında 2 gol atıldığına işaret edilen haberde, Olic’in bir direk şutu çektiği, ancak Modric, Rakitic ve Petric’in de penaltı kaçırdığı hatırlatıldı.

Bild gazetesi birinci sayfadan ”Biz Türklere karşı” başlığıyla yayınladığı haberde, Berlin’de Türklerin yaşadığı büyük coşkuya çok sayıda fotoğraflarla yer verirken, Türkiye’yi de bu büyük başarısından dolayı kutladı.

Gazetenin spor sayfalarında ”Diğeri lütfen” başlığıyla yer alan bir haberde ise Alman milli takım oyuncularından Arne Friedrich’in, ”Şımarmayıp bir takım olarak oynarsak herkesi yenebiliriz. Avrupa’daki takımlar bizden korkuyorlar. Belirli bir hedef ile Avrupa Şampiyonası’na katıldık ve bu hedefimiz sürüyor” şeklinde konuştuğu belirtildi.

Berliner Kurier gazetesi ”Şaka değil! Yarı finalde Türkiye’ye karşı” başlığıyla verdiği haberde, Almanya’nın yarı finaldeki rakibinin belli olduğuna işaret ederek, kötü bir maç oynandığını, ancak Hırvatların penaltı noktasında ”aptalca” hareket etmelerinden dolayı Türklerin çekişmeli bir penaltı atışından sonra yarı finale yükseldiklerini yazdı.

Gazetenin diğer bir haberinde de Türklerin gece yarısı Berlin sokaklarında yaşadığı coşku ve sevince ”Berlin üzerinde hilal parladı” başlığıyla ve çok sayıda fotoğrafla yer verildi.

Berlin’de yayınlanan ”B.Z” gazetesi de, ”Hilal Berlin’de parladı” başlığıyla Berlin’deki coşkulu kutlamalara yer verirken, spor sayfasında da Türkiye’nin yarı finale yükselmesini ”Haydi buraya penaltı kahramanları” başlığıyla okuyuculara aktardı.

Almanya’da uzun yıllar başarılı futbol oynayan Hırvat kökenli Fredi Bobic de bu gazete için ”Jogi, kıvrak Türklere dikkat et” başlığıyla yazdığı bir yorumda, Türklerin güçlü yanlarının, bugüne kadar kendilerinden beklenmeyen bir mücadele azmi ve moral sergilemeleri, ayrıca iyi anlaşan bir takım olduğunu belirterek, ”Jogi” lakabıyla tanınan Alman milli takım teknik direktörü Joachim Löw’ün, hızlı ve ne yapacakları belli olmayan Türk forvet oyuncularına da dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.

Türk milli takımının zayıf yanları arasında ise şu sıralar sakat oyuncuların bulunmasını gösteren Bobic, Türk milli takımının teknik direktörü Fatih Terim’in de çılgın bir insan olduğunu, ancak futboldan anladığını, Yıldıray Baştürk ve Hakan Şükür gibi oyuncuları kadroya almamasının cesurca, ancak doğru olduğunu savundu.

Nihat’ın çok iyi bir oyuncu olduğu görüşüne yer veren Bobic, Arda’nın da Almanya’ya karşı oynayamayacak olmasına sevindiğini kaydetti.

”Türkiye’nin yarı finale yükselmesini birinci sayfadan ”Gelecekteki rakip: Almanya” başlığıyla veren ”Berliner Morgenpost” gazetesi de, spor sayfasındaki haberinde, Löw’ün Türk milli takımına karşı büyük saygısı olduğunu belirterek, Terim’in de ”Halkımız bu takımla gurur duyabilir” şeklinde konuştuğunu yazdı.

”Frankfurter Allgemeine Zeitung” gazetesi de Türkiye’nin yarı finale yükselmesini ”Türkler üçüncü kez geri dönüşlerini kutluyorlar” başlığıyla verdi.

Alman televizyonları da sürekli bir şekilde Türk taraftarların sokaklardaki coşkulu kutlamalarını gösteriyorlar.

Öte yandan, Berlin polisi, coşkulu kutlamalara ve hayal kırıklığına uğrayan çok sayıda Hırvat taraftarına rağmen, kutlamaların büyük ölçüde olaysız geçtiğini bildirdi.

Kutlamalara yaklaşık 50 bin kişinin katıldığını ve 400 aracın konvoy oluşturduğunu belirten polis, kavga nedeniyle geçici olarak gözaltına alınan 18 kişinin de serbest bırakıldığını kaydetti.

-İNGİLİZ BASINI-
İngiltere basını Türk milli takımının 2008 Avrupa kupası çeyrek final maçında Hırvatistan karşısında aldığı galibiyeti yine göklere çıkarırken, milli takımın ‘’son dakikada kaderine el koyan kararlılığını” hayretle karşıladı.

Türkiye’nin zaferi adeta ”Hırvatistan’ın elinden kaptığını” yazan The Daily Telegrnaph, ”Türkler yenilgi bilmiyor. Uzatmaların ikinci yarısında canları alınmışken bile, Fatih Terim’in yürekli çocukları mücadeleye devam etti ve Semih Şentürk ile durumu eşitleyip, penaltılarda da üstünlük sağlayarak Almanya karşısında yarı finale yükseldi” dedi.

”Bu otomobil kazası gibi bir futboldu, gelişmeler inanılmaz bir hızla yaşandı, özellikle de Slaven Biliç için korkutucu oldu, gömleği ter içinde kaldı, takımı galibiyeti elinden kaçırırken, yüzü dehşetle kaplandı” cümlelerine yer verilen yorumda, ”daha bir dakika önce Klasnic’in golüyle sahada dans eden Biliç, hemen ardından düdüğü geç çaldığı gerekçesiyle hakeme saldırıyordu” denildi.

Bundan beş dakika sonra penaltı atışlarının ardından Biliç’in bu kez kırılan hayalleriyle sahada dizlerinin üstüne çöküp kaldığı hatırlatılan Telegraph’ın yorumunda, Biliç’in bu kaderinin döndüğü anlarda yaşadıklarının üstesinden gelebilmesinin zaman alacağı kaydedildi.

Biliç için üzülürken, bütün zafer şarkılarının ise Fatih Terim ve onun coşkulu oyuncularına yazılması gerektiği de belirtilen yorumda, 35 yaşındaki kaleci Rüştü’nün dün bütün yılları geri sarıp, son derece güzel kurtarışlar yaptığı hatırlatıldı.

Tuncay’ın orta sahada hayatının maçını oynadığı, Hamit Altıntop’un da bu maçta ülkesine büyük hizmet verdiği ve taraftarlarına büyük bir onur yaşattığı bildirildi.

-MİLLİ ONUR, TAKIM RUHU-
5 yaralı, iki cezalı oyuncu bulunan Türk milli takımının ”takım ruhunun ise zayıflamadığını” kaydeden Telegraph, ”Bunu onurları sağladı. Taraftarları da azına razı olmadı. Terim’in tutkulu oyuncuları büyük mücadele verdi, özellikle de orta sahada Biliç’in oyuncuları üzerinde büyük baskı kurdular” dedi.

Terim’in Hırvatistan’ı durdurma taktikleri üzerinde de duran gazete, bunların belki çok şık görünmediğini, ancak 118 dakika boyunca işe yaradığını belirtirken, Hırvatistan’ın golünün ardından sevinçle sahaya koşan Biliç’in sevincinin çok sürmediğini ifade etti. ”Terim’in Türkleri maça devam etti ve Semih durumu eşitledi” diyen gazete, penaltılarda yaşanan heyecanı da uzun uzun okurlarına aktardı.

-SON DAKİKA ÇALIMI-
The Guardian gazetesi de ”geri dönüşlerin kralı olan Türkiye, bu kez tam bir son dakika çalımı attı” başlığıyla yayımladığı yorumda, dün gece tarihin yazılmasının iyice zaman aldığını belirtti.

Maçın 119 dakikasının, böyle bir turnuvanın şanını temsil eder biçimde gelişmediğini savunan Guardian, ”Ama sonunda beklenen patlama oldu ve dumanlar dağıldığında, ayakta kalan Türklerdi. Onlar, daha önceki 4 Avrupa Şampiyonası boyunca bu noktayı aşamayan ve bu maçın beklenen galibi olmayan taraftı” dedi.

-HİÇBİR ŞEYDEN VE KİMSEDEN KORKMALARI GEREKMİYOR-
Hiçbir şeyden ve hiç kimseden korkmaları gerekmeyen Fatih Terim’in takımının şimdi yarı finalde Almanya ile karşılaşmaya hazırlandığını de yazan gazete, şimdiye kadar adının üzerinde tek bir leke bulunmayan emektar kaleci Rüştü’nün yediği golün ardından, Semih Şentürk’ün attığı golle ”futbolun son anda kurtulma uzmanı” olan takımına beraberliği sağladığını hatırlattı.

16 takımın katıldığı turnuvada hiçbir başka takımın Türkiye ve Hırvatistan’ın sergilediği milli gurur tablosunu ortaya koyamadığını, stadyumun bir kırmızı-beyaz okyanusuna dönüştüğünü, Hırvat izleyicilerin Türkler’den çok daha kalabalık olduklarını, iki takımın 1996 buluşmasını yaşayan ve dün sahada bulunan tek kişinin kaleci Rüştü olduğunu da hatırlatan Guardian, yarı finalde Tuncay Şanlı, Emre Aşık ve Arda Turan’ın sahada oynayamayacaklarını belirti. Guardian’ın yorumunda, ”Ancak Terim ve takımın geri kalanı bundan çok da endişelenmiyor gibi görünüyor” denildi.

Bu Turnuvanın beklenmeyen kazananlarıyla bir tarih oluşturduğu da belirtilen yorumda, ”Eğer Joachim Löw önümüzdeki birkaç günü Terim’in Türkiyesi’nin bir sonraki sürpriz paketinin ne olabileceğini düşünerek geçirecekse, yalnız olmayacak” denildi.

-YENİLGİNİN ANLAMINI BİLMİYORLAR-
The Times gazetesi de maç yorumunda İngilizcedeki ”defeat” kelimesinin Türkçe’de ”yenilgi” şeklinde bir karşılığı bulunduğunu, ancak Türk Milli Takımı oyuncularının bu kelimenin anlamını bilmediklerini yazdı.

Türk milli takımının Avrupa kupasında uzatmalar ve sakatlıklar da dahil toplam 414 dakika maç yaptığını, bu sürenin sadece toplam 9 dakikasını ”galip durumda” geçirdiğini hatırlatan Times, ”aslında bütün bilmeniz gereken bu gerçekten de. Biri Fatih Terim’in takımının ilerleyişini bir şekilde izaha kalksa, mantıken yenilgiye uğrar” dedi.

Türkiye’nin oynadığı İsviçre ve Çek Cumhuriyeti maçlarının gidişat ve sonuçlarını da hatırlatan Times, ”dün akşamki sonuçla öbür maçları da aştılar. Dünkü maçta hiç galip duruma geçmediler, ama penaltılarla kazandılar” hatırlatmasında bulundu.

”Bu, büyük uluslararası şampiyonalarda ortaya konulmuş en olağanüstü başarı serisi” diyen gazete, Hırvatistan’ın da cesur bir takım olduğunu, bunu en iyi İngiltere’nin bileceğini belirtirken, ”ama bu, uzatmanın son iki dakikasında bir sinir savaşına dönüşünce ve penaltılar atılırken, karşılarındaki sırt üstü düşmeyen, öldürülemeyen canavarla yüzyüze gelince cesaretlerini yitirdiler” dedi.

-TÜRKİYE TAKIM DEĞİL FENOMEN-
Hiçbir takımın maçın son anında gol yedikten sonra toparlanamayacağını da kaydeden Times gazetesi yazarı, ”Türkiye hariç, onlar bu turnuvada bir takım değil, bir fenomen, doğanın gücü. Bu adeta mitolojik bir savaş” görüşünü vurguladı.

Biliç’in Türkiye’nin beraberlik golünün ardından hakeme itirazının da bir işe yaramadığını kaydeden yazar, ”Takımının damarlarından canı çekiliyordu. Normalde güçlü, mücadeleci biri olan Biliç, belki de olacakları anlamıştı ve adamlarının özgüvenlerinin damarlarından çekildiğini hissetmişti. Gerçekten de Hırvatistan daha penaltılar başlamamışken bile yenilmiş görünüyordu” dedi.

Penaltılarda ortaya çıkan manzarayı da özetleyen yazar, ”Türkler hiç kaçırmadı. Onların isteği daha büyüktü, bu kadar basit. Bazen futbol taktik ve tekniğin ötesine geçer, Türkiye’nin penaltılarda yaptığı da buydu” derken, maçın gerçekten farklı bir maç olduğunu vurguladı.

-120 DAKİKA DURDULAR, 180 SANİYE İNANILMAZ OYNADILAR-
The Independent gazetesi de Türk milli takımının 120 dakika durup, 180 saniye Avrupa Kupası 2008′de görülmüş en ”inanılmaz futbolu” sergilediğini, Biliç’in takımının sinirlerinin çökmesinden sonra Türkiye’nin maçı penaltılarla kazandığını yazdı.

Hırvatlar’dan ‘’sahanın her yerinde düşmüş askerler gibi yatıyorlardı, bize de ‘gerçekten bütün bunlar oldu mu’ diye düşünmek kaldı” diye söz eden yazar, ”her şey sonunda başladı. Drama Hırvatistan’ın golüyle bitmedi. Türkler İsviçre ve Çek maçlarından sonra üçüncü geç gelen golü buldu. İngiltere fatihleri turnuva dışına gitti. Biliç çıldırdı, Türk futbolcular ise Terim’in üstüne atlamış sevinç gösterileri yapıyordu.

Kimin inisiyatifi ele geçirdiği belliydi. Hırvatların donmuş yüzlerini gören kimse penaltılarda onlara bir penilik bahis bile oynamazdı” görüşünü vurguladı.

Stadyumdaki herkesin Türkiye’nin beraberlik golünün ardından Hırvatistan’ın kaderinde galibiyetin bulunmadığını adeta hissettiğini de vurgulayan Independent yazarı, ”Ya Türkiye? Kendi ülkelerinin dışında pek azı bilinen bir grup futbolcu kendilerini bir başka yarı finale taşıdı, 2002′de de dünya kupasında aynısını yapmışlardı. Türkiye belki Avrupa 2008′in son dördünde futboluyla ışıldamıyor, ama kimse son düdük çalana kadar onların üstünü çizemez” dedi.

-FATİH TERİM’E İMPARATOR DİYORLARDI, ŞİMDİ NE DİYECEKLER?-
Daily Mail gazetesi de Türkiye’nin ilk kez Avrupa kupasında yarı finale çıktığını hatırlatırken, Fatih Terim’in ”imparator” lakabıyla tanındığını belirtti ve ”bu başarının ardından bakalım şimdi nasıl bir onur unvanı bahşedilebilecek?” diye sordu.

Gazete, Türkiye’nin macerasının Basel’de Almanya karşısında sona ereceğini de öne sürerken, ”Çünkü cesaret adına sahip olduklarına, gerçek yetenek adına sahip değiller. Onlar son sekiz takim içinde en kötü olanı ve bir kez daha bu kadar şanslı olmaları düşünülemez. Almanlar’a karşı değil, hele iş penaltılara kalırsa” iddiasında bulundu.

The Sun gazetesi de ”Türkler dalgasını geçiyor” derken, ”Nasıl olup da bunu hep başarıyorlar?” sorusunu sordu. 2008 Avrupa Kupasında Türk milli takımının üçüncü kez ”ölüp dirildiğini” yazan gazete, ”ama bu kez gerçekten inanılmazdı” diye yazdı.

”Bu macera gerçekten de Almanya karşısında yarı finalde sona ermeli” diye yazan Sun gazetesi, Terim’in pek çok sakat ve cezalı oyuncusu olduğunu hatırlattı.

İngiltere fatihi Hırvatların işi penaltılara bırakmamış olması gerektiğini belirten ve ”Türkleri penaltılara kalmadan gömmüş olmalıydılar” görüşünü savunan gazete, yorumunu, ”Şimdi hepimiz biliyoruz ki, Türkiye söz konusuysa maç gerçekten bitene dek, hiçbir şey bitmiş sayılamaz” diye tamamladı.

-İSPANYOL BASINI-
Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek finalinde penaltı atışlarında Hırvatistan’ı eleyerek yarı finale çıkan Türkiye’nin başarısı İspanyol basınında geniş yer aldı.

Spor gazetesi AS ”Taktik gibi mucize” başlığını atarken, ”Bir maçtan ziyade, traji komik, hüzünlü bir tiyatro gibiydi. Saat ile beslenen Türkiye, 3. mucizesini yaptı. Kahraman bir rol oynayan Rüştü karşısında Hırvatistan kan kaybından öldü” denildi. Sahanın en iyisini Hırvat Modric olarak seçen AS, en kötüsünü de ”Nihat” olarak gösterdi.

Gazete, Türkiye’nin beraberlik golünü atan Semih için de ”Başa çıkılamayan bir takımın cesaretini ve inancını temsil etti” yorumunda bulundu. Marca gazetesi, ”Türkiye çiçeği bir bahçe” ifadesini başlığına çıkartarak, ”Türkiye, Dünya Kupası’nda olduğu gibi tek bildiği yolla kahramanca yarı finale yükseldi. Türk taraftarların takımlarının maçlarında ilk yarıyı izlemelerine gerek yok, istediklerini yapsınlar, son 20 dakika izlesinler yeter. Türkiye’de tek bir kahraman yok. İsviçre maçında Arda, Çek Cumhuriyeti maçında Nihat, Hırvatistan maçında Semih ve Rüştü. Mucizeye hepsi katılıyor, bunların hepsi deli!” değerlendirmesini yaptı.

Diğer İspanyol gazetelerinde ise şu başlıklar atıldı:
El Pais ”Türk deliliği”, El Mundo ”Viyana en deli finallerden birine sahne oldu. Şanslı Türkiye penaltılarla yarı finalde”, ABC ”Dünya Kupası 3.’lüğünden 6 yıl sonra Türkiye, Avrupa Kupası’nda yarı finale kalarak yine uluslararası arenaya çıktı”, Sport ”Hitchock filmi gibi bir finalin ardından Türkiye penaltılarla yarı finalde”, El Mundo Deportivo ”Yeni bir Türk mucizesi”.

Öte yandan, milli futbolcu Nihat Kahveci, İspanyol basınında yer alan açıklamalarında ”Finale sadece bir adım kaldı sonra İspanya’yı finalde bekliyoruz. Ama şimdi bunu düşünmüyorum, çünkü yeni bir tarihi maç daha yaptık. Almanya çok güçlü ve kazanması zor bir takım” dedi.

-İTALYAN BASINI-
Türkiye’nin 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Hırvatistan’ı yenerek yarı finale yükselmesi İtalyan spor gazetelerinde de geniş yankı buldu.

La Gazzetta dello Sport, sonucun penaltılarla belirlendiği maça ilişkin haber başlığında, ”Penaltılar. Hırvatistan’ın yıkılışı. Ve yedi canlı Türkiye” dedi.

Karşılaşma, spot cümlelerinde ise ”199. dakikada Klasniç-gol, 121. dakikada Şentürk’ün cevabı. Ardından da şok” biçiminde özetlendi.

Futbol açısından sıkıcı bir karşılaşma sonrasında uzatmaların son bölümünde heyecanın doruk noktasına ulaştığına değinilen haberde, ”Unutulması gereken bir maç, son anda futbol tarihinin unutulmazları arasına giriverdi” denildi.

Teknik direktör Fatih Terim’in maç sonrasındaki değerlendirmeleri ise ”Terim: En büyükler arasındayız” başlığı altında ayrı bir haber olarak sunuldu.

Terim’in, ”Bizim felsefemiz şu: Hakem düdüğü çalmadığı sürece maç henüz bitmemiştir” dediğini belirten La Gazzetta dello Sport, Hırvat Teknik Direktör Biliç’in ise ”Neler olup bittiğini hayatım boyunca kendime asla izah edemeyeceğim” dediğini kaydetti.

-CORRİERE DELLO SPORT: ”MARATONUN ARDINDAN TÜRKİYE MUCİZESİ”-
Corriere dello Sport ise maç sonucunu ilk sayfadan, ”İnanılmaz Türkiye: 121′de durumu eşitledi, penaltılarda geçti” başlığıyla anons etti. İç sayfada ise ”Maratonun ardından Türkiye mucizesi” başlığının kullanıldığı haberde, şu ifadelere yer verildi:
”Türkiye, tarihinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası’nda yarı finale yükseldi. Şanslı ve şeytani Terim’in çocukları uzatmaların ikinci yarısında, Klasniç’in golünden iki dakika sonra, uzatma dakikasının son saniyelerinde, golü attıklarında Hapel Stadı’nda coşku patlaması yaşandı. Türkler, şimdi Basel’de Almanya’yla hesaplaşacaklar, ama bayram dün gece yaşandı.”

Son anda maçtaki heyecanın had safhaya ulaştığına da işaret edilerek, ”Kalp krizi bile yaşanabilirdi. Modriç, Rakitiç ve Petriç’in penaltı hatalarıyla birlikte, Türkiye yarı finale uçmayı başardı” denildi. Terim?in değerlendirmeleri ise, ”Bu büyük sevinci hak etmiştik” başlığı altında ayrı bir haber olarak aktarıldı.

-TUTTOSPORT: ”TÜRKİYE PENALTILARDA YENDİ”-
Tuttosport gazetesi ise ”Hırvatistan’da hayal kırıklığı. Türkiye penaltılarda yendi” başlığını kullandı. Spot cümlelerinde ise ”Klasniç, uzatmaların bitmesine bir dakika kala gol attı, ama Şentürk anında durumu 1-1 yaptı. Türkler yine son anda toparlandılar. Şimdi sırada Almanya var” denildi.

Maça ilişkin değerlendirmelerde, Hırvatistan’ın aldığının düşünüldüğü anda her şeyin ters yüz olduğuna işaret edilerek, şöyle denildi:
”Her şeyin bitmiş olduğunun zannedildiği anda, oyuna sonradan girmiş olan Semih’le, tıpkı Çek Cumhuriyeti maçında olduğu gibi bitiş düdüğüne ramak kala durumu eşitlemeyi başardılar. Ardından penaltılar geldi. Osmanlılar şaşırmadılar, Hırvatlarsa acınacak durumdaydı (4 atışta 3 hata!)”

Tuttosport, Terim’in basın toplantısındaki sözlerini ise ”Türkler bizlerle gurur duyun” başlığıyla özetledi.

-FRANSIZ BASINI-
Fransız basını Türk Futbol Milli Takımının, Hırvatistan önünde aldığı galibiyetle Avrupa Şampiyonasında yarı finale çıkmasına geniş yer verdi.

L’Equipe gazetesi, ”Türkiye, Ne Çılgınlık” başlığıyla manşetten verdiği haberde, ”Türkiye hiçbir zaman vazgeçmez” ifadesini kullandı.

Gazete, Türk Milli Futbol takımının üçüncü kez geriden gelip galibiyete ulaştığını yazdı. Gazete Türk takımında en fazla yıldızı Tuncay’a verdi.

Le Parisien gazetesi, ”Heyecan uyandıran Türkler” başlığıyla birinci sayfadan verdiği haberde, ”Türk takımının gerilimli bir maç sonucunda galip gelmesini bildiği” yorumunu yaptı.

Le Figaro gazetesi ise ”Türk mucizesi devam ediyor” başlığıyla verdi haberde, ”Çılgın bir maçtan sonra Türkiye yarı finale kaldı” ifadesini kullandı.

Liberation gazetesi, ”Türkler mutluluktan uçuyor” başlığıyla milli takımın zaferini okuyucularına duyurdu.

-EUROSPORT-
Geri dönüşün kralları Hırvatistan’a da farklı bir tarife uygulamadı. 0-0 biten normal sürenin ardından 118′de Ivan Klasnic’le öne geçen Hırvatistan; Semih Şentürk’ün son saniye golüyle sendeledi, seri penaltılardaysa yıkıldı.

-BBC-
Klasnic 119. dakikada o golü attığında maç sonunda Türkler’in yarı finalist olacağını tahmin edebilen yoktu. Golde zafer çığlıkları atan Hırvatlar maç sonunda saha ortasında yıkımı yaşıyordu.
Türkler şimdi yarı finalde ve rakipleri Almanya. Almanlar çok tecrübeli bir turnuva takımı ancak Çekler ve Hırvatlar’ın düştüğü hataya düşerlerse sonları da farklı olmaz.

-ESPN-
Türkler’in gücünü, cesaretini ve yorulmazlığını selamlıyoruz. Maçın kahramanı kaleci Rüştü Reçber.

-UEFA-
Maçın 120 dakikalık bölümünde ve seri penaltılarda başarılı bir performans sergileyen Hamit Altıntop www.uefa.com kullanıcıları tarafından maçın en değerli oyuncusu seçildi.

-goal.com-
Yine pes etmediler ve geri döndüler. Mükemmel bir maç çıkaran Rüştü bir hatasıyla mağlubiyetin sorumlusu olacakken, galibiyetin mimarı oldu.

-AP-
AP, milli takımının zaferinden sonra yaptığı yorumda, ”Türkiye’nin kötü durum senaryosunun, o denli de kötü olmadığı ortaya çıktı” yorumunu yaptı.

”Maçta Türkler’in olmasını istemediği hemen herşey neredeyse oldu” diyen AP, ”Arka arkaya 3. maçta da geriye düştüler, golsüz beraberlikten sonra yarım saat ek süre oynamak zorunda kaldılar” dedi. AP, ”Ama Türkler bir kez daha geriden geldiler ve 120 dakikanın sonundaki 1-1′lik beraberliğin ardından Hırvatistan’ı penaltılarda 3-1 yendiler””diye yazdı.

Yorumda, takımda normal olarak oynaması gereken 7 kişiyi sarı kart cezaları ve sakatlıklar nedeniyle değiştirmek zorunda kalan Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’in, ”Biz, güçlü bir takımız ve penaltı atışlarına kalmayı başardık. Zafer ve bugün olan herşey yaşamda bir kere olur” sözlerine yer verildi.

Takımıyla gurur duyan Terim, ”Takımımız çok iyi oynadı. Vazgeçmedik. Halkımız mutlu olabilir. Bu zafer çok önemli” dedi.

Nihat Kahveci ise, ”Almanya için hazır olacağız. Toparlanmak için birkaç günümüz var. Dolayısıyla çarşamba günü iyi bir form yakalayacağız” diye konuştu.

AP, Hırvatlar’ın 2 penaltıyı kaçırmasının ardından kaleci Rüştü Rençber’in 3. penaltıyı kurtarmasına, ”Türkler başka bir geriden gelerek (galip gelme) mucizesini gerçekleştirdi” yorumunu yaptı. Yorumda, maçın adamı seçilen Hamit Altıntop’un ”İnanılmaz bir maçtı, büyük bir moral ortaya koyduk. Hala olgunlaşmamış bir takımız ama doğru yoldayız” dediği belirtildi.

Altıntop, Türk milli takımının ”şimdi kupayı kazanmayı düşünmeye başladığını” da belirterek, ”Eğer bu yolda devam eder ve bugünkü gibi oynarsak, herşey olabilir. Hala biraz deneyimsiziz ama havamız, devam etme azmimiz ve gururumuz bizi oynanması zor bir rakip yapıyor” diye konuştu.

-İSVEÇ BASINI-
İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşayan Türkler, maçın sona ermesiyle birlikte ellerinde Türk bayraklarıyla sokaklarda sevinç gösterileri yaptılar.

Şampiyonadaki maçları naklen yayınlayan İsveç’in özel televizyon kanalı TV4, Türkiye–Hirvatistan maçının naklen yayınından sonra özet görüntülere ve teknik direktör Fatih Terim’in açıklamalarına yer verdi.

TV4′ün spikeri bundan sonra, ”Bu Türkler kaç canlı? Türkler’i kim motive ediyor. Maç sonucunu Hirvatistan için Alfred Hitchcock da yazmış olabilir” dedi.

İsveç gazeteleri de maçtan sonra internet sitelerinde verdikleri ilk haberlerde, ”İnanilmaz Türk zaferi” yorumunu yaptılar.

2002 Dünya Kupası karşılamalarına da atıfta bulunan İsveç gazeteleri, ”2002′de kahraman olan Rüştü, yeniden kahraman”, ”Türkiye, yeniden olanaksızı başardı” başlıklarını kullandılar.

Bu arada maçtan sonra ellerinde Türk bayrakları ile Stockholm’de sokakları dolduran Türkler, uzun süre sevinç gösterilerinde bulundular.

-YUNAN BASINI-
Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek finalinde penaltı atışlarında Hırvatistan’ı eleyerek yarı finale çıkan Türkiye’nin başarısı Yunan basınında geniş yer buldu.

Yunan basın-yayın organları, Türkiye’nin karşılaşmaya hızlı başladığı, sonraki dakikalarda sahadaki hakimiyetini kaybettiğini belirttikleri haberlerinde, cesaretlerini kaybetmeyen, son dakikaya kadar canla-başla mücadele veren Ay-yıldızlıların, karşılaşmayı ”bileklerinin hakkıyla” almayı bildikleri görüşünde birleştiler.

Atina’da yayımlanan günlük spor gazetesi ”Filathlos”, ”Ölümsüz Türkler” başlığı ile mücadeleyi okurlarına taşıdığı haberinde, Türk Takımı’nın dün çıkardığı oyunun dünyanın 8. harikası olarak nitelendirilebileceğini, Ay-yıldızlıların Hırvatlar’ın daha üstün sayılabileceği bir oyunu lehlerine çevirmeyi başardıklarını ve ”Rus ruletinden” canlı çıktıklarını yazdı.

Türkiye’nin bir şey çok istendiği takdirde elde edilebileceğini, hatta bunun için evrenin dahi yardımcı olacağını gösterdiğini yazan gazete, Türk takımının devasa bir ruha sahip olduğunu, kısıtlı oyuncu seçimi ile karşı karşıya kalan Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’in ise Hırvat bombardımanına yanıt verebildiğini kaydetti.

Gazete, ”Türkiye havlu atmamak gerektiğini gösterdi. Hiçbir durumda karşı takımdan daha iyi oynamadı, ancak üzerinde durulması gereken konu Türkiye’nin kayıp bir karşılaşmayı nasıl lehine çevirebildiği. Bu da şans eseri olan bir durum değil” değerlendirmesinde bulundu.

”Türkiye al aşağı etti” başlıklı haberinde ”Fos ton spor” gazetesi ise dün akşam yaşanan gelişmelerin en çılgın rüyalarda görülmesinin dahi zor olduğu yorumunu yaptı.

Gazete, ”Evren yardım etti, yoksa Türkler’in başarısı başka türlü zor açıklanır” şeklindeki haberinde, Ay-yıldızlılar’ın oyunun büyük bölümünde pasif olduklarını, uzatmalara ve penaltı atışlarına gidilen karşılaşmanın sonucu için söylenilecek tek şeyin ”Türkler’in organizasyonu alaşağı etmekte kararlı oldukları” olduğunu kaydetti.

Gazete, elde edilen başarının ”Delikanlıca” olduğunu da vurguladığı haberinde, ”Şans eseri” Ay-yıldızlı takımın file bekçisi olan Rüştü’nün ”Gecenin kahramanı” unvanını taşıyan isim olduğunu yazdı.

”Terim’in takımı akla hayale gelmezi başardı” diyen ”Sport Day” gazetesi, ”Türkler haber vermişlerdi, ama bu olan bambaşka bir yıkımdı” ifadesine yer verdi.

”Allah onların yanında” başlığını da kullanan gazete, ”Tekrarlanan tesadüf, tesadüf olmaktan çıkar. 9 gün içinde Türkiye 3. kez kaybedilen bir maçı almayı başardı. Bu sefer ise maç her zamankinden daha kayıp görünüyordu, ama son dakikada ağlarında gol gören bu takıma hayranlık duymak gerek. Terim’in takımı yolun sonunda görünüyordu. Rüştü topu Semih’in bölgesine gönderdi ve son vuruş milyonlarca Türk’e bayram yaşattı” yorumunu yaptı.

Gazete, ”2002′de Türk takımının Dünya 3.’sü olduğu dönemde büyük rol oynayan Rüştü’nün dün de büyük yıldız olduğunu gösterdiğini” yazdı.

-MACAR BASINI-
Türkiye’nin Euro 2008′de yarı finale kalma mücadelesinde Hırvatistan’ı eleyerek Almanya ile eşleşmesi Macar medyasında geniş yer aldı.

Macaristan’ın günlük tek spor gazetesi olan 300 bin trajlı Nemzetisport, ilk üç sayfasını tamamen Türklere ayırdı. Gazete attığı manşette ”Yüksek gerilim” derken, başlığın hemen altında yarı finale kalan Türk futbolcularının sevinç resmine yer verdi.

İkinci ve üçüncü sayfada atılan manşet ise ”Allah her zaman onlara yardım ediyor” sözleri yer alırken, manşetin altında Türk futbolcuların sevinçleri fotoğraflarla verildi.

Nemzetisport’ta maçla ilgili yazılarda ise Türkiye’nin şampiyonada toplam sadece 6 dakika önde oynadığı, ancak buna rağmen yarı finale kalmayı başardığı belirtildi. Gazete, ay-yıldızlıların inanılmazı başararak, uluslararası bir takım olan Almanya’nın yarı finaldeki rakibi olduğunu, Semih’in yine hiçbir şeyin inanılmaz olmadığını kanıtlayarak, hayatta kalma sanatçılarının yarı finale çıktığı yorumlarına yer verdi.

Macaristan’ın en önemli günlük siyasi gazetesi olan Nepszava ise ”Trajedi dönemeçleri, Türkiye yarı finalde” şeklinde attığı başlığın ardından, ”Türklerin inadı yarı finali getirdi” diye yazdı.

Macaristan medyasındaki diğer başlıklar ise şöyle oldu:
Origosport: ”Türkiye’ye karşı önde oynayan yanar”
Mahu: ”Allah ebedi”
Samsungsport: ”Avrupa’da Türk tehlikesi”
Zoon: ”İnanılmaz dirilişin ardından Türkler ilk dörtte”
Figyelönet: ”Viyana’da Türk Zaferi”

-AVUSTURYA BASINI-
-”TÜRK MUCİZESİ BU KEZ DE VİYANA’DA GERÇEKLEŞTİ”-
Avusturya Devlet Televizyonu (ORF), Türkiye-Hırvatistan çeyrek final maçını, ”Türk mucizesi Cenevre’den sonra Viyana’da gerçekleşti” ifadesiyle duyurdu.

ORF, internet sayfasında resimli olarak yayımladığı haberde, ”Hırvatların yarı finali kaçırdığına” işaret ederek, ”Cenevre’deki mucizeden beş gün sonra Türkler bu kez de Viyana’da ikinci bir mucizeye imza atarak, kaybettikleri bir maçın kaderini uzatmalarda ve penaltı atışlarıyla değiştirmeyi başararak yarı finale yükseldiler” diye yazdı.

Avusturya Milli Takımı Teknik Direktörü Josef Hickersber de ORF’e yaptığı açıklamada, ”Uzun süre oyunu hiç beğenmediğini ve maçın sıkıcı bir durum aldığını” kaydederek, ”Karşılaşmada Hırvatlar daha çok gol şansı yakaladı, ancak Türklerin üçüncü kezdir şampiyonadan elenme noktasına geldikleri bir noktada geri dönmeleri gerçekten inanılacak gibi değil. Benim için en büyük sürpriz, Türklerin kondisyon olarak sonuna kadar mücadeleyi elden bırakmamaları” dedi.

Avusturya Devlet Televizyonu (ORF) karşılaşmanın en iyi oyuncuları olarak da Hırvat milli takımından Modric ve Pranjic’i Türk milli takımından ise Tuncay’ı seçti.

Avusturya’nın yüksek tirajlı günlük gazetelerinden Österreich, birinci sayfasından fotoğraflı olarak anons ettiği maç haberine 2. ve 3. sayfaların tümünü ayırarak, ”Türkiye penaltı gerilimini kazandı” başlığını kullandı.

Haber yorumunda, Hırvatistan’ın üç penaltı atışını gole çeviremediğine işaret eden Österreich gazetesi, ”karşılaşmanın sadece TV başındaki seyircileri değil stattaki ateşli taraftarları bile sıkacak kadar yavaş geçtiğini, ancak uzatmalarda ve penaltı atışlarında heyecan ve gerilimin doruğa tırmandığını” yazdı.

Gazete, 25 Haziran’da İsviçre’nin Basel kentinde oynanacak olan Türkiye-Almanya yarı final maçına ayırdığı bir haberine ise ”Türkler şimdi de Almanya’yı temizlemek istiyor” başlığını attı.

”Avrupa şampiyonluğunda rekora sahip Almanya, Basel’de Türkleri bekliyor” diyen Österreich gazetesi, Almanya Teknik Direktörü Joachim Löw’ün ”Türklerden saygıyla söz ettiğini” yazdı.

Österreich gazetesi, haberinde Löw’ün, ”Türkler Avrupa futbol şampiyonasında kendilerinin ciddiye alınması gerektiğini kanıtladılar. Oyunun sonucu ne olursa olsun Türkler çok tehlikeli olabiliyorlar” sözlerine yer verdi.

Kronen gazetesi, maç haberini birinci sayfasından resimli olarak verirken, ”Viyana’da Türklerin bayram akşamı” başlığını kullandı.

Kronen gazetesi, ”Türk milli takımının maçın son dakikalarında gerilimli bir polisiye filme taş çıkartacak bir beceriyle Hırvatistan’ı mağlup edip yarı finale yükseldiğini” yazdı.

Günlük Kurier gazetesi de birinci maç haberini sayfasından resimli olarak anons ederken, ”Türkiye- Hırvatistan; Viyana’da gerilim filmi” ifadesini kullandı.

Kurier spor bölümünde, ”Viyana’da sıcak akşam” üst başlığıyla karşılaşmaya tam sayfa ayırdı ve ”Penaltı geriliminden sonra klakson konseri” başlığını kullandı.

Sayfada coşkuyla eğlenen Türk taraftarların yanında ağlayan bir Hırvat taraftarın fotoğrafını kullanan Kurier gazetesi, ”Türk taraftarların maçın sonuna doğru takımlarının kaybettiğini kabullenip kent merkezindeki taraftar bölgesini terk etmeye hazırlanırken gelen uzatma ve penaltı atışlarıyla zafer çığlıkları attıklarını” yazdı.

Kurier gazetesi, spor bölümünde iki tam sayfa ayırdığı fotoğraflı haberinde de Türk taraftarların cumartesi sabahına kadar eğlendiklerini yazdı.

Türkiye - Hırvatistan Goller


                                                                   Penaltılar

Semih: “Allah ne verdiyse vurdum”

Hırvatistan maçının kahramanı Semih Şentürk, bunun bir mucize olduğunu kaydederken, “O an topu önümde buldum ve Allah’ın verdiği son güçle vurdum” dedi

Semih maç sonunda şunları söyledi;
“Ne hissedeceğimi bilemiyorum. Bu bende alışkanlık oldu. Buna şans diyelim. Ben 11’de başlayınca da sonradan girince de aynı mücadeleyi veriyorum. Ama bugün hocam sonradan oyuna aldı. 1-0 geriye düştükten sonra maçın dönmesi mucizeydi. O an topu önümde buldum ve Allah’ın verdiği son güçle vurdum. Golüm kızım ve eşime armağan olsun.”

Bu bir rüya olmalı: Yarı Finaldeyiz!

İşte bu kadar, yarı finaldeyiz! Milli Takımımız, çeyrek final mücadelesinde Hırvatistan’ı penaltı atışları sonucunda 4-2 mağlup etti ve tarihinde ilk kez yarı finale yükseldi. Normal süresi 0-0, uzatma dakikaları 1-1 sona eren mücadelede, Ay-Yıldızlı takımımız penaltı atışlarıyla yeni bir tarih yazdı. Nefeslerimiz kesildi, yüreklerimiz dayanmadı. 119. dakikada Klasnic’in golüyle adeta yıkıldık ama yılmadık. 120+2. dakikada Semih ile bu gole yanıt verdik ve maçı penaltılara taşıdık. Artık herşey penaltılara kalmıştı. Oyuncularımız penaltı vuruşlarında 3′te 3 atarken, Hırvatlar 3′te 1′de kaldı ve Türk’ün gücüne boyun eğdi.

Artık sıradaki gelsin diyoruz. Yarı finaldeki rakibimiz Portekiz’i safdışı bırakan Almanya oldu. Almanya ile yarı final mücadelesinde 25 Haziran’da Basel’de St. Jakob-Park’ta oynayacağız. Hırvatistan maçında sarı kart gören üç önemli oyuncumuz Arda Turan, Tuncay Şanlı ve Emre Aşık Almanya ile oynayacağımız yarı final maçında forma giyemeycek ama olsun bu takım neleri başarmadıki, Almanya karşısında da sahaya kim çıkarsa çıksın Milli Takımımız’ın inaçla, azimle mücadele edeceğini ve başımızı öne eğmeyeceğini biliyoruz.

HAMİT SAĞ AÇIKTA…
EURO 2008′in başından beri Hamit’i sağ kanatta oynatan Teknik Direktörümüz Fatih Terim, Çek Cumhuriyeti maçının son 20 dakikasında Hamit’i sağ açığa çekmiş ve Hamit üç golün asistini yapmıştı. Hamit’in sağ kanattaki bu performansına kayıtsız kalmayan Fatih Terim, Hırvatistan maçında Sabri’yi sağ bekte görevlendirirken, Hamit’i sağ kanatta oyuna başlattı. Terim, bu kritik randevuda cezalı Volkan’ın yerine kalede Rüştü, savunmada Servet’in yokluğunda Gökhan Zan, Emre Aşık, Hakan Balta ve Sabri Sarıoğlu dörtlüsüne, orta sahada Hamit, Mehmet Topal, Arda ve Tuncay’a görev verirken, ileri uçta radikal bir karar alıp Kazım Kazım ile Nihat Kahveci ikilisine şans verdi. Hırvatistan’da sakatlıkları nedeniyle bir süredir forma giyemeyen Srna ve Rakitiç, bu karşılaşmada sahadaki yerlerini aldı. Bilic’in idaresindeki Hırvatistan ise Milli Takımımız karşısına kalede Pletikosa, savunmada Corluka, Simunic, R.Kovac, Pranjic, orta sahada Srna, N.Kovac, Modric, Rakitic ve Kranjcar beşlisi, ileri uçta ise Olic 11′iyle çıktı.

DEVLET ERKANI DA VİYANA’DA…
13. Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek finalinde Hırvatistan ile karşılaşan Türkiye’yi desteklemek için çevre kentlerden ve ülkelerden çok sayıda gurbetçi Viyana’ya geldi. Şampiyona tarihinde 2. kez çeyrek final heyecanı yaşayan ay-yıldızlı ekibin maçını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, UEFA Başkanı Michael Platini ve Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ile birlikte izlerken, karşılaşmada Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu ile çok sayıda milletvekili ve işadamı da tribünlerde yer aldı.
Karşılaşmanın yapılacağı yaklaşık 52 bin seyirci kapasiteli Ernst Happel Stadı’nın tamamı dolarken, Türk seyircilere 7 bin 500 bilet verildiği öğrenildi.

BU KEZ İYİ BAŞLADIK…
Avrupa Şampiyonası’nda geride kalan üç maçta da ilk yarılara kötü başlayan Ay-Yıldızlı takımımız, bu kez bir değişiklik yaparak ilk yarıya iyi başladı. Hakem Rosetti’nin ilk düdüğüyle birlikte Hırvatistan kalesine gitmeyi düşünen ve stoperlerimiz dahil ataklara çıkan takımımız ilk 15 dakikada tam istediğimiz gibi bir futbol sergiledi. Maçın ilk tehlikeli atakları da bizden geldi. 5. dakikada Nihat’ın pasıyla topla buluşan Hamit, Hırvat ceza sahasının 3-4 metre önünden çok sert vurdu top az farkla auta çıktı. Hırvatlar’da ilk pozisyonunu 6. dakikada Olic ile buldu, savunmamız bu tehlikeyi uzaklaştırmayı bildi. Dakikalar 13′ü gösterdiğinde Hamit ile kullandığımız serbest vuruş, N.Kovac’ın göğsünde patladı ve bu top geçseydi, gol olması içten bile değildi. N.Kovac bu pozisyondan sonra uzun süre yerde kaldı. Hırvatistan 15. dakikadan sonra kalemize daha çok gelmeye başladı, ilk yarının en tehlikeli pozisyonu da 19. dakikada rakibimizden geldi. Olic’in şutu üst direkte patladı. Hırvatlar’ın bu baskısında, savunmamızdan çıkarken kaptırdığımız topların rolü büyüktü. Yan top sevdamız, neredeyse kalemizde gol yememize neden olacaktı. Neyseki Hırvatlar’ın baskısı 5-6 dakika sürdü ve oyunu yeniden dengeledik. Tuncay istekli futbolu ile dikkat çekerken, hakem Rosetti bariz penaltımıza kayıtsız kaldı ve öne geçme şanısımızı gaspetti. İlk yarıda dengeli bir oyundan sonra başladığı gibi 0-0′lık eşitlik ile sona erdi.

HIRVATLAR SOLDAN GELİYOR…
Sağ bekte Sabri, önünde ise Kazım Kazım tertibiyle sahaya çıkan Milli Takımımız’ın ilk yarıdaki en zayıf yönü sağ tarafımız oldu. Bu zayıf yönümüzden faydalanmak isteyen Hırvatlar ise Rakitic ve Pranjic ile sürekli sol kanattan atak geliştiriyorlardı. Stoperlerimiz fazla efor sarfederek bu kanattaki açığımızı kapatmak için büyük çaba gösterdiler. Sol bekimiz Hakan Balta ise ilk 45 dakikada turnuvadaki en iyi maçını çıkardı. Yerinde müdahaleleri, sık sık kademeye girmesi ile Hakan sivrilen isimlerin başında geldi.

MELEKLER YANIMIZDAYDI…
İlk yarıda gole en çok yaklaşan taraf Hırvatistan oldu. 19. dakikada Modric ile başlayan atakta, Modric sağ kanattan ceza sahamıza daldı, yerden altı pas üzerine kestiğ topa golcü Olic ayak koydu, üst direğimizden dönen topa geriden gelen N.Kovac kafayı vurdu top auta çıktı. Bu dakikada derin bir oh çektik.

ROSETTİ PENALTIMIZI YEDİ…
Avrupa Şampiyonası’nda beklenen performansından uzak kalan Tuncay Şanlı, Hırvatistan karşısında çok istekli bir futbol ortaya koydu. Tuncay’ın 36. dakikada Hırvat ceza sahası içinde yerde kaldığı pozisyonda İtalyan hakem Rosetti, bariz penaltıyı es geçti. Sağ kanattan ceza sahasına dalan Tuncay, Simunic’in müdahalesi ile yerde kaldı, rakibin tek düşüncesi Tuncay’ı indirmek olan pozisyonda hakem Rosetti öne geçme fırsatımıza izin vermedi.

NAPIYORSUN RÜŞTÜ!..
Kart cezalısı Volkan’ın yerine kalemizi koruyan Rüştü Reçber ikinci yarının altıncı dakikasında yaptığı hatayla az kalsın kalbimize indirecekti. Hırvat orta sahasından atılan uzun top Hakan Balta’nın kafasından sekti, ceza sahamız içinde seken topu seyreden Rüştü, Olic ile hava topu mücadelesini ellerini kullanmasına rağmen kötü zamanlaması nedeniyle kaybetti. Rüştü’yü geçen topa Emre Aşık’ta ıska geçince Olic altı pas içinde bir kez daha kafa vurdu, çizgi üzerinden bu tehlikeyi Hakan Balta uzaklaştırdı. İkinci yarıda yaşadığımız en tehlikeli pozisyon buydu.

HIRVATLAR DAHA ETKİLİ…
Karşılaşmanın ikinci yarısına Hırvatistan baskılı başladı. İlk yarıdaki orta sahadaki etkinliğimiz ikinci yarının başında yoktu. Savunma güvenliğini de elden bırakmayan Hırvatlar, çok adamla kalemize gelmeye başladılar. Düşük tempoda geçen maçta Hırvatistan kalemizde çok tehlikeli ataklar geliştirdi. Bu kötü gidişi değiştirmek isteyen teknik direktörümüz Fatih Terim, 61. dakikada bu maçın etkisiz isimlerinden Kazım’ı kenara alıp, EURO 2008′de şu ana kadar forma giymeyen Uğur Boral’ı oyuna sürdü. Uğur Boral değişikliği de orta sahamıza pek hareket getirmedi. Hırvatistan teknik direktörü Bilic ise hücumdaki etkinliklerini gole çevirebilmek için Olic’in yanına bir diğer golcü oyuncusu Petric’i, 65. dakikada Kranjcar’ın yerine oyuna aldı ve çift forvete döndü.  Oyunu daha çok kendi yarı sahamızda kabul ettiğimiz dakikalarda ise ileride uçta bıraktığımız Nihat Kahveci, uzun Hırvat defansı arasında çok etkisiz kaldı. Bunun üzerine Fatih Terim, hayli riskli bir değişiklik ile 76. dakikada Mehmet Topal’ı kenar alırken, Semih Şentürk’e kalan 14 dakikada şans verdi. Hırvatlar’ın baskısıyla geçen ikinci yarıda normal süre 0-0′lık eşitlik ile sona erdi. 

TERİM’DEN İLGİNÇ DEĞİŞİKLİK…
Takımımızın oyundan düştüğü dakikalarda teknik direktörümüz Fatih Terim, orta sahada top kapan ve ayakta kalan nadir adamlarımızdan Mehmet Topal’ı kenara alırken, Semih Şentürk’ü oyuna aldı. Terim’in bu değişikliğine pek çok spor otoritesi anlam veremedi. Riskleri göze alan Terim, Semih değişikliğiyle büyük bir kumar oynadı.

RÜŞTÜ’DEN MÜTHİŞ KURTARIŞLAR…
Maç içinde zaman zaman büyük hatalar yapan Rüştü Reçber, 84. dakikada yaptığı kurtarış ile adeta maçı kurtardı. Srna’nın ceza yayımızın solundan kullandığı frikikte çatala giden topu Rüştü müthiş uzandı ve doksandan çıkardı. Maçın belki de en iyi hareketini Rüştü yaptı. Rüştü 90. dakikada Olic’in yakın mesafeden şutunu ve son dakikada Srna’nın kullandığı serbest vuruşta müthiş kurtarışlar yaptı.

ÖLÜ TOPRAĞINI ÜZERİMİZDEN ATTIK…
Milli Takımımız karşılaşmanın ikinci yarısında üzerine çöken ölü toprağını uzatma dakikalarında attı. Uzatma dakikalarında Hırvatların baskısını durduran oyuncularımız, uzatma dakikalarının ilk yarısında Hırvat kalesini attığı şutlar ile bunalttı. Semih ve Tuncay ile geliştirdiğimiz tehlikeli ataklar ile üstünlük sayısına çok yaklaştık. Bu baskımız ile bunalan Hırvatlar, savunmasından attığı uzun toplar ile bu baskıdan kurtulmaya çalıştılar. Uzatma dakikalarının ilk yarısında Hırvatları ezdik ama üstünlüğü yakalayamadık. Bilic’in bu yarıda yaptığı tek değişiklik 97. dakikada yorulan Olic’in yerine bir diğer golcüsü Klasnic’i oyuna almasıydı.

BU 15 DAKİKAYA KALP DAYANMAZ…
İkinci uzatma dakikalarında daha dengeli bir oyun oldu. İki takımda hücumu ilk planda düşünmezken, savunma tedbirleri en üst düzeydeydi. Teknik Direktörümüz Fatih Terim, 117. dakikada en büyük gol umutlarımızdan Nihat’ın yerine Gökdeniz Karadeniz’i oyuna aldı. Uzatma dakikalarında hiç oyunda olmayan Hırvatlar 119. dakikada Klasnic ile üstünlük golünü buldu. Tam umutlarımızın tükendiği anda uzatma dakikalarının da uzatmasında 120+2. dakikada Semih’in muhteşem golüyle maça dengeyi getirdi ve takımımıza hayat verdi. Ve artık penaltı atışlarındaydık….

KLASNİC’İN GOLÜYLE YIKILDIK AMA…
Milli Takımımız yenilgiyi kabul etmediğini bir kez daha gösterdi. Hırvatlar’ın 119. dakikada gelişen atağında Modric, kalecimiz Rüştü’nün de kaleden çıktığını görüp ortasını yaptı, Klasnic altı pas içinde kafayı vurdu ve topu ağlarımıza gönderdi. Bu golle adeta yıkıldık…

SEMİH… SEMİH…. SEMİHHHHHH….
İşte Türkiye bu, işte Milli Takım bu. Yenilgiyi asla kabul etmedik, iki maçta geri dönmeyi bildik. Hırvatistan maçında da geriye düştüğümüz son dakikada, Semih ile Klasnic’in golüne yanıt verdik.

VE PENALTILAR…
İlk penaltıyı Hırvatlar kullandı….
Modric vurdu top dışarda….
Sıra Milli Takımımızda….
Arda vurdu ve GOLLLL….
Srna vurdu, top ağlarımızda…
Semih topun başına geldi. Semih vurdu top ve kaleci ayrı köşelerde GOOLLLL….
Rakitic topun başına geldi. Rakitic vurdu ve top auta çıktı işte bu kadar….
Topun başına bu kez Hamit geldi. Hamit vurdu ve top bir kez daha ağlarda GOOOLLLL. Yarı final geliyor….
Petric vurdu ve Rüştü köşden çıkardı. İşte TÜRK’ÜN GÜCÜ BU! YARI FİNALDEYİZZZZ:….